Ottoman tales

Once upon a time…

Drawn from: Ottoman Empire, Karadzic Ballads, Mentor, man chasing immortality. Told in Turkish.

Bir zamanlar, büyük dağların gölgesinde, nehirlerin sessizce aktığı bir köy vardı. Bu köyde herkes birbirini tanır, bir aile gibi yaşardı. Fakat bir kişi, çok farklıydı. O, bilge biri olarak bilinen Hasan adında bir adamdı. Hasan, uzun yıllar boyunca kitaplar ve eski yazıtlarla uğraşmış, birçok sırra vakıf olmuştu. Ama onun en büyük dileği, ölümsüzlüğü bulmaktı.

Bir gün, köyde garip bir haber yayıldı. Dağların ardında gizlenen, ölümsüzlük iksirini bilen bir derviş olduğu söylendi. Hasan, bu haberi duyunca kalbi heyecanla doldu. Hemen yola çıkmaya karar verdi. Köy halkı, Hasan'ın bu yolculuğa çıkmasını istemedi, çünkü dağlar tehlikeli ve yollar dolambaçlıydı. Fakat Hasan, kararlıydı. "Ben döneceğim," dedi, "ve sizlerle birlikte bu sırrı paylaşacağım."

Hasan, günlerce, gecelerce yol aldı. Ormanlar, derin vadiler aştı. Nihayet, yaşlı bir dervişin kaldığı sessiz, sakin bir mağaraya ulaştı. Derviş, uzun bir sakalı ve bilge gözleriyle Hasan'ı karşıladı. "Neden geldin?" diye sordu derviş. Hasan, ölümsüzlüğü aradığını anlattı.

Derviş, uzun bir sessizlikten sonra konuştu. "Ölümsüzlüğü bulmak kolay değildir," dedi. "Bunu arayan, çok şey feda etmeli."

Hasan, dervişin sözlerini düşündü. Ama arzusu o kadar büyüktü ki, geri dönmek istemedi. Derviş ona bir iksir verdi ve "Bu iksiri iç, ama dikkatli ol," dedi. "Her şeyin bir bedeli vardır."

Hasan iksiri içti ve köyüne döndü. Başlangıçta her şey normal görünüyordu. Fakat zamanla, Hasan'ın çevresindeki insanlar yaşlanıyor, hayatın doğal akışında kayboluyordu. O ise hiç değişmiyordu. İlk başta bu ona keyif verdi, ama sonra yalnızlık içini kemirdi. Hasan, kaybettiklerinin geri dönmeyeceğini anladı. Köydeki dostları, ailesi birer birer yok oluyordu ve o hep aynı kalıyordu.

Bir gün, Hasan tekrar dervişin yanına gitmeye karar verdi. "Bu ölümsüzlük değil," dedi. "Bu yalnızlık."

Derviş, bilgece gülümsedi. "Gerçek ölümsüzlük, hayatın kendisinde saklıdır," dedi. "Yaşadıkların, sevdiklerin ve bıraktığın izlerde."

Hasan, köyüne döndü ve hayatın gerçek anlamını anlamış bir adam olarak, köy halkına hikayesini anlattı. Ve böylece, Hasan'ın öyküsü kuşaktan kuşağa anlatıldı, ta ki bizim kulağımıza kadar geldi.

Ask for your own story