Once upon a time…
Drawn from: in the past, Guardian, Man vs Unseen forest creatures. Told in Turkish.
Bir zamanlar, kalın ağaçların ve sisli patikaların arasında küçük bir köy vardı. Bu köyde bir aile yaşardı; baba, anne ve iki çocuk. Köylüler, ormanın derinliklerinde yaşayan görünmez yaratıkların hikâyelerini anlatırdı. Kimse bu yaratıkları görmemişti ama hissederdi.
Bir gün, çocukların küçüğü, aileden habersizce ormana gitti. Güneş battığında çocuk eve dönmedi. Aile ormana daldı, karanlık ve sessizlikle sarıldı. Fısıldayan ağaçlar, ayak seslerini boğdu. Anne, bir yerlerde hışırtılar işitti. Baba, çocukların adını haykırdı ama ses yankılandı.
Çocuklar ormanın kalbinde, bir ışık gördüler. Işığı takip ederek ailelerini buldular. Ama yaratıklar hâlâ oradaydı, karanlığın içinde izliyorlardı. Aile, birbirine sarıldı ve hızla köye döndü.
Eve varınca, ormanın fısıltıları kesildi. O günün ardından, aile, ormana bir daha adım atmadı. Köylüler, yaratıkların hikâyelerini anlatmayı sürdürdü, ama aile, o karanlık geceyi asla unutmadı.
Did it land?