Once upon a time…
Drawn from: Finland, Karadzic Ballads, Mentor, Man vs Meaninglessness Conflict. Told in Turkish.
Çok eskilerde, soğuk ve karanlık ormanların diyarında yaşadım. Aslında benim diyarım, göllerin ve sonsuz ağaçların arasında saklanan bir yerdi. Orada, hayat hep bir mücadeleydi; sadece doğayla değil, kendi içimizde de.
Bir gün, ormanın derinliklerine doğru yürüdüm. Hava soğuktu, rüzgar yüzümü kesiyordu. Belki de bir rüzgar tanrısı beni sınamak istemişti. Ama içimde bir boşluk vardı, derin bir anlamsızlık duygusu. Yıllardır taşıdığım bu yük, beni buraya kadar getirmişti.
Yolumda, yaşlı bir bilge ile karşılaştım. Uzun beyaz sakalı vardı ve gözleri bilgelik doluydu. Bana, “Neden bu ormanda yalnızsın?” diye sordu. Cevap veremedim. İçimdeki boşluğu anlatmak zordu. O ise, “Aradığın anlamı bulmak için bir yolculuğa çıkmalısın,” dedi.
Bilge bana ormanın derinliklerinde, eski bir ruhun yaşadığını söyledi. O ruh, arayış içindeki insanlara yol gösterirmiş. Onu bulmak, içimdeki karanlığı aydınlatabilir diye düşündüm.
Yola koyuldum. Ağaçların arasından geçerken, kuşların sesi eşlik etti. Her adımda, sanki kendi içimde bir yolculuğa çıkıyordum. Bir süre sonra, ormanın en derin ve karanlık yerine vardım. Orada, bir mağara vardı. Mağaranın içi, loş bir ışıkla aydınlanıyordu.
İçeri girdiğimde, o ruhu gördüm. Yaşlı bir kadına benziyordu, ama gözleri gençti, bilgeydi. Bana baktı ve “Ne arıyorsun?” diye sordu. Cevap verebilmek için tüm gücümü topladım ve “Anlam arıyorum,” dedim.
O ruh bana, “Anlam, yalnızca dışarıda değil, içindedir. Hayat, senin ona verdiğin anlam kadar değerlidir,” dedi. Bu sözler, içimde bir ışık yaktı. Kendi hayatımın anlamını yaratmak, kendi sorumluluğumdu.
O an, içimdeki boşluk doldu ve ormanın karanlığı da aydınlandı. Hayatın anlamı, bulduğun değil, yarattığın şeydi. O gün, ormanda ne kayboldum, ne de yalnız kaldım. Çünkü artık anlamı içimde taşıyordum.
O günden sonra, her adımımda yanında bir ışık taşıdım. Anladım ki, gerçek macera, içimizde başlar ve biterdi. Ve ben, bu hikayeyi anlatmak için yaşamıştım.
Did it land?