Once upon a time…
Drawn from: Hell, a story set in Post Apocalyptic World, Trickster, something suitable with theme. Told in Turkish.
Bir zamanlar, karanlık bir yerde, ateşten nehirlerin aktığı topraklarda, güçlü bir savaşçı yaşardı. Bu savaşçı, korkusuz ve acımasızdı, çünkü o, ölümlülerin korkulu rüyası olan bir yaratığa dönüşmüştü. Efsane der ki, bir gün, savaşçı büyük bir karar aldı. Ateşlerin ve çığlıkların arasından yükselip, huzuru aramak için yukarıya doğru yola çıktı.
Yolculuğu zorluydu; ateşli rüzgarlar ve zehirli dumanlar ona karşı durdu. Fakat savaşçı kararlıydı. Yolculuğunda karşılaştığı her engelde, eski benliğinden bir parça bırakarak ilerledi. En sonunda, ateşin ve karanlığın bittiği bir tepeye ulaştı.
Burada, gökyüzü parlak ve mavi idi. Savaşçı, yukarıya baktığında yıldızları gördü. O anda, içindeki karanlık dağılmaya başladı ve huzur buldu. Efsane böyle biter, çünkü savaşçının yolculuğu, karanlığın içinden doğan umut ve barışın öyküsüdür. Ve böylece, o topraklarda bir daha hiç karanlık hüküm sürmedi.
Did it land?