Heaven, hell and sacred lands

Once upon a time…

Drawn from: Tower of Babel, a story set in 500 Years after the apocalypse, Guardian, seeing snow for the first time. Told in Turkish.

Bir zamanlar, eski dünyanın yıkıntılarının arasında, Göğün Dağı'na doğru yükselen bir kule vardı. Bu kulede, halk bir araya gelmiş, birlikte yaşamayı öğrenmişti. Ancak bir gün, gökyüzünden beyaz tuz gibi bir madde yağmaya başladı. Daha önce hiç görmedikleri bu beyaz örtü, yeryüzünü kapladı.

Halk, bu tuhaflığı anlamaya çalıştı. Yaşlılar, toprakların ruhlarının onlarla konuştuğunu söyledi. Gençler ise bu yeni maddenin ne olduğunu merak ediyordu. Elden ele geçen hikayelerden biri, bu beyaz örtünün gökyüzünden gelen bir armağan olduğuydu. Kiminin dediğine göre, bu armağan insanlara yeni bir başlangıç sunuyordu.

Kuledeki bilge, halkı topladı ve dedi ki, "Görmek bilgeliktir. Göğün bizlere söylediği bir sır vardır. Bu beyazlık, birliğimizi hatırlatır. Bir araya geldiğimizde, tıpkı bu kar gibi saf ve güçlü olabiliriz."

Ve böylece, halk o günden sonra karı bir umut işareti olarak gördü, birliğin ve yeni başlangıçların simgesi olarak.

Ask for your own story