Once upon a time…

Drawn from: null, null. Told in Turkish.

Bir zamanlar, denizin ötesinde büyük şehirlerin olduğu bir ülke vardı. Ben, gemilerde uzun yıllar geçirmiş bir kaptandım. Bir sabah, yüksek kulelerin gölgesinde, bana imparatorun mühürlü mektubu verildi. Önemli bir görevdi; uzak topraklara değerli mallar götürmeliydim. Gökyüzü açık ve deniz sakindi ama içimde bir huzursuzluk vardı.

Yolculuğumuz başladı ve rüzgarlar yelkenlerimizi şişirdi. Ancak kısa süre sonra kara bulutlar belirdi. Denizdeki fırtınalar gibi, içimde de kaderin beni sınadığına dair bir his vardı. Ekip arkadaşlarım kaygıyla yüzüme baktı, ama gemiyi güvenle yönlendirdim. Fakat rüzgarlar daha da güçlendi, dalgalar büyüdü ve sonunda gemimiz parçalandı.

Kendimi, dalgalar arasında boğulmak üzereyken buldum. Ama o anda, kader bana ikinci bir şans verdi. Sabah olduğunda, uzaklardan gelen bir balıkçı teknesi beni kurtardı. Hayatta kalmıştım, ama biliyordum ki bu macera kaderimin bir parçasıydı.

Ask for your own story